9 Nisan 2012 Pazartesi

Güneş Sistemi ve Ötesi: Uzay Bilmecesi


GÜNEŞ SİSTEMİ VE ÖTESİ: UZAY BİLMECESİ

Gökyüzü, her zaman insanlar için merak konusu olmuştur. Bu cisimlerin neler olduğu, nasıl oluştuğu ve nasıl hareket ettikleri gibi sorular insanlık tarihinden beri araştırılmıştır. Araştırmalar yapılırken çeşitli hipotezler geliştirildi. Örneğin, Dünya’nın sabit olduğunu, diğer gök cisimlerinin onun etrafında döndüğü düşünüldü. Ancak, yapılan araştırmalar sonucunda bunun böyle olmadığı görüldü.
Araştırmalar, teknolojinin gelişmesi ile artmış, sorular cevaplanmaya başlanmış ve bu konuda önemli gelişmeler elde edilmiştir. 

GÖK CiSiMLERiNi TANIYALIM
Gökyüzüne bulutsuz bir gecede, şehir ışıklarından uzakta baktığınızda sonsuz bir boşluk üzerinde birçok parıltı görülür. O görülen sonsuz boşluğa uzay denir. Uzayda gördüğümüz parıltılar ise yıldız, gezegen, meteor, kuyruklu yıldız, asteroit gibi cisimlerdir. Bunlara gök cisimleri denir.






YILDIZLAR

Hepimizin yıldız denildiğinde aklına 5 köşeli bir şekil gelmektedir. Oysaki yıldızlar küreseldir. Yıldız, uzaydaki bulutsu adı verilen gaz ve toz yığınlarının çekim etkisiyle bir araya gelerek sıkışması ve kendiliğinden ışık saçmasıyla sonuçlanan sıcak ve parlak gök cisimlerine denilir.
Yıldızları hem teleskopla, hem de çıplak gözle görebiliriz. Teleskopla baktığımızda, çıplak gözle baktığımızdan daha çok yıldız görürüz. Gece gördüğümüz yıldızların dışında, gündüz de bir tane yıldız görürüz. Gündüz görebildiğimiz tek yıldız güneştir.
Yıldızlar canlı değildir ancak onlar da canlılar gibi doğar, yaşar ve ölürler. Yani onlarında bir ömürleri vardır. Gaz bulutu olarak doğup, belirli ömürleri olan yıldızlara “Nebula” adı verilmiştir.
Ömrü tükenmemiş yıldızlar belirli yaşlarda ısı ve ışık yayarlar. Ömrü sona eren dev yıldızlar, şiddetli bir patlama ile parçalanır; ortaya çıkan parçalar, uzay boşluğuna dağılır. Bu yıldızın dağılan parçalarından da daha küçük yıldızlar ve gezegenler oluşur. Yıldızların ortalama ömrü 10 milyar yıldır. 
Yıldızların hepsi tek renk değildir. Örneğin gece gördüğümüz yıldızlarla, gündüz gördüğümüz güneş aynı renkte olmadığını görürüz. Aşağıdaki tabloda yıldız renklerini ve onların sıcaklık aralıklarını görebiliriz.


Yıldız renkleri  
Yıldızların sıcaklık aralıkları (oC)

11000 – 28000

11000 – 7500

6000 – 5000

5000 – 3600

3600 – 2000



Yıldızlar birbirlerine her zaman aynı yerde görünürler. Geceleri gördüğümüz yıldız düzeni binlerce yıl önce de binlerce yıl sonra da büyük bir farklılık göstermeyecektir. Yıldızların yerlerini değiştirmemesinden yararlanan insanlar, yönlerini bunlara bakarak bulabilmektedirler.



TAKIMYILDIZLAR

Bir arada görülen ve gökyüzünü daha kolay haritalandırmaya yarayan yıldız gruplarına takımyıldızları denir. Romalılar ve Eski Yunanlılar, yıldız gruplarına hayvanların, çeşitli nesnelerin ve ünlü kişilerin isimlerini vermişlerdir. Aşağıdaki örnekte, eski çağdaki avcılara benzetilen bir takımyıldızı görülmektedir.





Avcı Takımyıldızı








Aşağıdaki resimde yedi yıldız bir araya gelerek Büyükayı takımyıldızını oluşturmuştur. Bunun dışında Küçükayı, Ejderha, Çoban ve Kuzey Tacı diğer takımyıldızlarından bazılarıdır.

Büyükayı Takımyıldızı









Resimlerde de görüldüğü gibi takımyıldızları adını aldıkları cisimlerin şekillerine benzemektedir ve bir küme halindedirler.


Güneşin gökyüzünde hareket ettiği yol boyunca sıralanan takımyıldızları 12 tane olup bunlara Burçlar Kuşağı veya Zodyak Takımyıldızları denilmektedir. Koç, boğa, ikizler, yengeç, aslan, başak, terazi, akrep, yay, oğlak, kova, balık olarak adlandırılan burçlar birer takımyıldızdır.


KUYRUKLU YILDIZLAR

Güneş’in çevresinde basık elipsler üzerinde hareket eden, büyük oranda donmuş buz, taş, toprak ve tuzdan oluşmuş, 10 ile 20 km çapındaki meteorlardır. Bu yüzden kirli kartopu olarak da adlandırılırlar. Kuyruklu yıldızlar, Güneş’in çevresindeki uzun ve geniş eliptik yörüngelerde dolanır. Kuyruklu yıldız Güneş’e yaklaşırken yüzeyindeki buz halindeki maddeler buharlaşır ve Güneş’teki ışımanın etkisiyle toz ve su buharı itilerek Güneş’in tersi yönde bir kuyruk oluşturur. Bu ışıma nedeniyle biz kuyruklu yıldızları çıplak gözle görebiliriz.   Kuyruklu yıldızlar gerçekte yıldız değillerdir.

Geceleyin açık havada gökyüzünü seyrederken çeşitli renk ve parlaklıktaki yıldızların oluşturduğu o inanılmaz ve muhteşem manzaranın içinden bir yıldızın parlak bir çizgi çizerek kayıp gittiğini mutlaka görmüşüzdür.
Bu olaya halk arasında “yıldız kayması” denir.

Bu olayı gerçekleştiren gök cisimleri gerçekten yıldız mıdır, göktaşı mı yoksa başka bir gökcismi mi?  


Kuyruklu yıldızlardan kopan toz tanecikleri ve kaya parçaları Dünya atmosferine girdiklerinde sürtünmenin etkisiyle ısınır ve ince bir ışık çizgisi bırakır. Bu doğa olayı halk arasında yıldız kayması olarak bilinir. Buna atmosfere yüksek hızla girip yanan bir meteor da sebep olmaktadır.



Kuyruklu yıldızlar içinde en ünlüsü Halley kuyruklu yıldızıdır. Dünya’dan 76 yılda bir gözlemlenebilir. Dünya’dan en son izlenebilen kuyruklu yıldız 2002’de gözlenen Ikaye-Zhang (İkaye-Zeng) kuyruklu yıldızıdır.







METEOR
Kuyruklu yıldızlardan kopan meteor denilen kaya parçaları başka gökcisimlerinin çekim etkisine girerler. Dünya’mızın çekim alanına giren meteorlar düşerken çok yüksek hızlara ulaşarak sürtünme sonucunda ısınıp kor haline gelir ve ışıklı bir iz bırakırlar. Birçoğunun atmosfer içinde yandığı bu parçalardan bazıları seyrek olarak yeryüzüne çarpabilirler. Halk arasında yıldız kayması dediğimiz bu olaydaki gökcisimlerine göktaşı denir.



Meteorların düştükleri yerde açtıkları çukura meteor çukuru denir. Göktaşlarının Dünya üzerine düşüp açtıkları çukura ise göktaşı çukuru denir.
 
Ülkemizde de Doğubeyazıt’ta
35 m genişliğinde 60 m derinliğinde bir göktaşı çukurunun olduğunu biliyor muydunuz?




video


Uzayda sizce sadece bu saydığımız yapılar mı var? Sonsuz değimiz uzay boşluğu sadece meteorlar, göktaşları, yıldızlar ve Güneş’ten mi oluşmakta?



GEZEGENLER

Uzayda sadece bu saydığımız gökcisimleri yoktur. Dünya’mızın da içinde olduğu gezegenler değimiz gökcisimleri de bulunmaktadır. Yıldızlardan daha soğuk ve küçük olup, yıldızlardan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimleridir. Yıldızların aksine gökyüzünde yer değiştiren yani gezinen bu gökcisimlerine bu yüzden gezegen denilmiştir. Gezegenler yıldızlara göre bize daha yakın olduklarından yuvarlak ve kesintisiz yani yanıp sönmeden görünürler.
Aşağıdaki tabloya bakarak yıldızlar ve gezegenler arasındaki farkları inceleyelim:



Gezegenler
Yıldızlar
Yıldızlardan aldıkları ısı ve ışığı yayarlar.
Kendilerinden ısı ve ışıkları vardır.
Birbirlerine göre konumları değişir.
Birbirlerine göre konumları değişmez.
Yüzeysel bir tabaka şeklinde görülürler.
Nokta görünümündedirler.
Kesintisiz görünürler.
Yanıp sönecek şekilde titreşirler.
Soğuk, katı ve yıldızlara göre çok küçüklerdir.
Sıcaklıkları çok yüksektir.



Dünya’yı Güneş’in aydınlatıp ısıttığını biliyoruz. Bu kadar büyük bir alanı ısıtan Güneş’in Dünya’dan çok daha büyük olması gerekir. Oysaki Güneş, Dünya’dan küçük bir daire şeklinde görünmektedir. Güneş’in bu kadar küçük görünmesi ile Dünya’ya olan uzaklığı arasında bir ilgi olabilir mi?

İki gök cismi arasındaki uzaklığı kilometre ile ifade etmek bazen yetersiz kalır. Bunun yerine “ışık yılı” birimi kullanılır. Bir ışık yılı, ışığın boşlukta bir yılda aldığı uzaklıktır ve gökcisimleri arasındaki astronomik uzaklıkların ölçülmesi için en güzel cetveldir. Bir ışık yılı yaklaşık 9,46x1012 km’dir. Işık yılı, bir zaman birimi olmayıp uzaklık ölçüsü birimidir.

Güneş sistemindeki gezegenlerin Güneş’e olan uzaklıkları astronomi bilimiyle ifade edilir. Dünya ile Güneş arasındaki uzaklık 1AB (astronomi bilimi) olarak tanımlanır.






Aşağıdaki kavramlardan aynı satırda yer alanların benze mi yoksa farklı mı olduklarını bulup,  benzerliğin ya da farklılığın sebeplerini yazalım.





GÜNEŞ SİSTEMİ

Sonsuz boşluk olan uzayda göktaşı, meteor, yıldız gibi gökcisimlerinin yanında gezegenlerinde olduğunu söylemiştik. Biz gezegenlerden biri olan Dünya’da yaşıyoruz. Diğer gezegenlerden birinde yaşayabilir miydik? Diğer gezegenlerde yaşam belirtileri var mı? Tüm bu sorulara cevap için gelin beraber Güneş Sistemi’ni inceleyelim.

Merkezinde Güneş, çevresinde elips yörüngeler üzerinde dönen 8 gezegen, bunlara ait uydular, küçük gezegenler, göktaşları, meteorlar ve kuyruklu yıldızlardan oluşan gökcisimleri topluluğuna Güneş Sistemi denir. Güneş sistemindeki ısı ve ışık kaynağı Güneştir.

Güneş Sistemimizin bir parçası olan sekiz gezegen, hem kendi etraflarında, hem de Güneş’in etrafında sıralanmış bir şekilde sürekli dönerler. Güneş’e en yakın olandan en uzağa doğru gezegenlerin adlarını sayalım; Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün. Gördüğünüz gibi Dünyamız, Güneş’e yakınlık sıralamasında üçüncüdür.



MERKÜR


Güneş’e en yakın gezegendir. Güneş’e çok yakın olduğundan uygun zamanlarda ve kısa bir süre izlenebilmektedir. Kendi etrafında çok yavaş döner. Bu nedenle gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı yaklaşık 1000 derecedir. Dolayısıyla böyle bir ortamda yaşanmaz.
Yüzeyinde çok fazla krater vardır. Uydusu ve halkası yoktur.
Çıplak gözle görülebilmesi ancak Güneş ufkun hemen altındayken mümkün olabilir. Merkür mart ve nisan aylarında akşam yıldızı, eylül ve ekim aylarında ise sabahyıldızı olarak en iyi şekilde görülebilir. Küçük teleskoplarla bakıldığında yoğun, beyaz bir cisim hâlinde görülür.


VENÜS





Güneş’e en yakın 2. gezegendir. Venüs, gökyüzünde Güneş ve Ay’dan sonraki en parlak cisimdir. Atmosferindeki yoğun karbondioksit yüzünden sera etkisi çok fazladır. Güneş’in doğuşuna ve batışına yakın saatlerde görünür. Halk arasında Çoban Yıldızı ve Akşam Yıldızı olarak adlandırılır. Venüs, çıplak gözle bakıldığında sabit, beyaz bir ışıkla parıldayan parlak bir cisim olarak görülür. Dünya ile yaklaşık aynı büyüklükte olduğundan “Dünya’nın ikizi” de denir. Uydusu ve halkası yoktur.


DÜNYA



Güneş’e en yakın 3. gezegendir. Üzerinde yaşam olduğu bilinen tek gezegendir. Yeryüzünün %70’i sularla kaplıdır. Yüzerinde ayrıca dağlar, denizler, vadiler ve aktif volkanlar bulunur. Atmosferinde canlılar için uygun gazlar mevcuttur. Halkası yoktur ancak Ay Dünya’nın tek uydusudur.

MARS






Güneş’e en yakın 4. gezegendir. Çıplak gözle bakıldığında belirgin kırmızımsı turuncu renkli bir ışık noktası hâlinde görülür. Bu nedenle “Kızıl Gezegen” olarak bilinir. Mars’ın parlaklığı Dünya’ya yakınlaşıp uzaklaşmasına göre değişir. Mars’ta hiçbir canlı yaşayamaz. Çünkü sıcaklık -53 derecedir ve Mars yüzeyinde çok kuvvetli  rüzgarlar ve kum fırtınaları vardır. İki uydusu vardır. 


JÜPİTER


Güneş’e en yakın 5. gezegendir. Güneş, Ay ve Venüs’ten sonra en parlak gök cismidir. Küçük teleskoplar ve dürbünler ile bakıldığında şeklinin yuvarlak olduğu kolayca görülebilir. Orta boy teleskoplar ile bakıldığında ise atmosferindeki bantlar ve “büyük kırmızı leke” (Dünya’ya dönük olduğunda) ayırt edilebilir. 63 tane uydusu bulunmaktadır. Hiçbir kara parçası bulunmaz ve çok soğuk bir gezegendir. Bu nedenle Jüpiter de yaşam yoktur.

SATÜRN





Güneş’e en yakın 6. gezegendir. Etrafında gaz toz vb. maddelerden oluşan halkaları vardır. Jüpiter’e göre daha küçük ve Güneş’ten daha uzak olduğu için daha sönük görünür. Satürn’ün halkaları orta boy teleskoplar ile ayırt edilebilir. Dünya her 15-17 yılda bir Satürn’ün halkalarının düzleminden geçer ve bu durumda halkalar görülemez. 56 uydusu bulunmaktadır.


URANÜS



Güneş’e en yakın 7. gezegendir. Küçük teleskoplarla yeşil, yuvarlak bir cisim hâlinde görünür. Uyduları ancak çok büyük teleskoplar ile gözlemlenebilir. Güneş sistemindeki yörüngesinde yan yatmış varil gibi döner. Yüzeyi buz tabakasıyla kaplıdır. Atmosferi zehirli gazlardan oluşmuştur. Bu nedenlerle Uranüs canlı yaşamı için uygun değildir.




NEPTÜN



Güneş’e en yakın 8. gezegendir. Oldukça sönük görünür. Gökyüzünde çok yavaş ilerler. Küçük teleskoplar ile bakıldığında küçük, yeşilimsi, yuvarlak bir cisim olarak görülür. 13 uydusu tespit edilmiştir. Yüzey sıcaklığı -218 derece civarındadır. Atmosferinde insan yaşamı için zehirli gazlar bulunmaktadır.





Plüton, 24 Ağustos 2006 tarihine kadar Güneş sisteminin bir gezegeni olarak kabul edilmekteydi. Ancak Uluslar arası Gökbilim Birliği tarafından gezegen sınıfından çıkarılarak “cüce gezegen” sınıfına alınmıştır.





Yukarıda tanıdığımız gezegenleri şimdi de büyüklüklerine göre sıralayalım. Büyükten küçüğe doğru:






Yukarıda gezegen özelliklerinden bahsederken hep “uydu” kavramını kullandık. Uydu nedir? Şimdi buna bir bakalım…

UYDU





Kütlesi daha büyük bir gök cisminin, özellikle bir gezegenin çevresinde dönen gök cismine uydu denir. Ay, Dünya'nın tek doğal uydusudur ve Güneş Sistemi içinde beşinci büyük doğal uydudur. Dünya, Ay ve Güneş geometrisinde görülen periyodik değişimler sonucunda her 29,5 günde tekrar eden Ay'ın evreleri oluşur. 






GÜNEŞ, DÜNYA VE AY’IN HAREKETLERİ

Güneş kendi ekseni çevresindeki hareketini 24,5 günde tamamlar. Güneş, gezegenlerin elips şeklindeki yörüngelerinin odaklarından birinde yer alır. Gezegenler Güneş etrafında döndükleri gibi kendi eksenleri etrafında da dönerler.

Dünya kendi ekseni etrafındaki hareketini (günlük) 24 saatte tamamlar. Kendi ekseni etrafında dönerken Güneş’in etrafında da dönmektedir. Ancak bu dönüşünü (yıllık) 365 gün 6 saatte tamamlar.

Dünya Güneş etrafında elips yörüngesinde dönerken dönme ekseninin yörüngeler düzlemine eğik olması bazı bölgelerin Güneş ışığını eğik ve kısa, bazı bölgelerin ise dik ve uzun süre almalarına sebep olur. Dünya üzerinde yaşanan mevsimler bu şekilde oluşur.

Dünya’nın Güneş etrafında dönüşünün sonucu olarak ise gece ve gündüz oluşur.

Ay; kendi ekseni etrafında, Dünya’nın etrafında ve Dünya ile birlikte Güneş’in etrafında da dolanır. Ay’ın Dünya’nın etrafındaki bir turu yaklaşık 27,3 gün sürer. Bu süre Ay’ın aynı evrede tekrar görünmesi için geçen zamandan (29,5 gün) kısadır. Çünkü Ay Dünya’nın etrafında dolanırken Dünya da Güneş’in etrafındaki dönme hareketini sürdürür.
Ay, kendi ekseni etrafındaki dönüşü ile Dünya çevresindeki dönüşünü aynı sürede (27,3 gün) tamamlar. Bu yüzden Ay’ın Dünya’dan daima aynı yüzü görülmektedir. Dolayısıyla Ay’ın yeni aydan son dördüne kadar gözlediğimiz tüm evreleri, Güneş ve Dünya’ya göre konumundan   
kaynaklanmaktadır.

GEL GİT OLAYI

Gezegenler arasında kütle çekim etkisi olduğundan dolayı Ay’ın Dünya ekseni etrafındaki hareketi sırasında Dünya’nın Ay’a bakan bu kısmında çekim daha fazla, geri kalan kısmında ise daha azdır. Bu nedenle okyanuslar ve denizler Ay’a doğru fark edilir bir şekilde bir miktar yükselir. Günde iki kez gerçekleşen bu olaya gelgit denir. Bu çekim karalar üzerinde de gerçekleşir ama fark edilemez. Gelgit olayı ayın dolunay ve yeni ay evrelerinde artar.
Herhangi bir gelgit olayı bir önceki güne göre 50 dakika sonra oluşur. Gelgit olayı, Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönme hızını azaltır.  

video

GEZEGEN YERİNE GÖKADA KULLANALIM 

ANDROMEDA

SOMBRERO


Ay, Dünya ve diğer gezegenler, Güneş ile diğer yıldızlar ve bulutsular gök ada adı verilen dev sistemlerin birer üyesidir. Astronomlar, uzayın derinliklerinde birbirinden çok uzakta olan, farklı boyut ve biçimlerde milyonlarca gök ada gözlemlemişlerdir. Gök adalar sarmal, eliptik ve düzensiz şekillerde olabilir. Gök adalara Samanyolu’ndan başka Andromeda ve Sombrero örnekleri verilebilir.

UZAY ARAŞTIRMALARI

İnsanlar çok eskiden itibaren gökyüzünü gözlemlemiş ve bu gözlemlerini taşlara veya kağıtlara çizerek uzun süreli çalışmalar yapmışlardır. Zamanla yapılan gözlemler ve çalışmalar teknoloji geliştikçe artmıştır. Gökcisimlerinin yapısını ve hareketlerini inceleyen bilim insanlarına gökbilimci denir.

Gökbilim araştırmaları milattan önceki yıllara dayanmaktadır.


M.Ö. 200’lü yıllarda Babiller gökyüzünü, Merkür ve Venüs gezegenlerini gözlemlemiş, gökyüzünü çeşitli hayvan vb. isimlerle ayırmışlardır.
M.Ö. 560 yılında Thales isimli Yunanlı astronom ilk kez Güneş Tutulmasının zamanını önceden belirlemiştir.
1600’lü yıllarda teleskopun gelişmesiyle gökyüzünün gözlenmesi ve gök cisimlerinin hareketleri ve gelişimleri daha detaylı olarak incelenmiştir.

Hubble uzay teleskobu






Türk dünyasının astronomi ve matematik alanlarında şöhrete kavuşmuş bilginlerinden biri de Ali Kuşçu’dur. Doğu ve Batı bilim dünyası onu 15. yüzyılda yetişen çok başarılı bir bilim insanı olarak tanır. Bilimsel tartışmalarda bulunan ve Fatih Külliyesi’nde bir güneş saati yapan Ali Kuşçu, İstanbul’un enlem-boylam derecelerini belirlemiştir. Ay’ın ilk haritasını da çıkaran Ali Kuşçu’nun adı, bugün Ay’ın bir bölgesine verilmiştir. Eserlerinden en önemlisi Risale Fi’l-Hey’e (Astronomi Risalesi)’dir. Bu eser, zafer günü tamamlandığı için Fethiye adıyla Fatih’e takdim edilmiştir. Matematik ve astronomi alanlarında büyük bir çığır açan bu eser, Arapçaya tercüme edilmiş ve astronomi alanında aranan bir kitap olmuştur.

1990 yılında Hubble Teleskopunun Dünya çevresindeki yörüngesine yerleştirmesiyle astronomide çok hızlı gelişmeler sağlanmıştır.




Teknolojik gelişmelerin bir kısmı uzaya gidebilme yönünde olmuştur. 4 Ekim 1957 Sputnik I gönderildi (RUSYA). Bir ay sonra Sputnik II ve Leica gönderildi. Ay’a ilk iniş 16 Temmuz 1969 yılında Neil Armstrong, Michael Collins ve Edvin Buzz Aldrin gerçekleştirmiştir. Günümüze kadar toplam 12 astronot Ay’da yürümüştür.





Teknolojinin gelişmesi ile insanoğlu gökyüzündeki olayları, değişimleri gözlemlemek, veriler toplamak ve incelemek amacıyla gözlemevleri kurmuşladır. Dünya’da birçok gözlemevi bulunmaktadır. En genişi ABD’nin uzay programı çalışmalarından sorumlu olan kurum yani NASA’dır. Ülkemizde de teleskoplardan faydalanılarak uzayla ilgili araştırmaların yapıldığı gözlemevleri bulunmaktadır. Ülkemizdeki bazı gözlemevleri şunlardır:
• Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve
Deprem Araştırma Enstitüsü
• Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Astrofizik Araştırma
Merkezi ve Ulupınar Gözlemevi
• Ege Üniversitesi Gözlemevi
• Erciyes Üniversitesi Radyo Astronomi Gözlemevi
• İstanbul Üniversitesi Gözlemevi Araştırma ve
Uygulama Merkezi
• ODTÜ Gözlemevi
• TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi 



Uzay incelemeleri için gönderilen roketlerin taşıdıkları yüklerde zaman zaman patlamalar olmuştur. Patlamaların sonunda ortaya çıkan enkazlar uzaya yayılmıştır. Yörüngedeki uydulardan bir bölümünün ömrü tükenmiş ve bunlar uzayda serbest olarak dolanmaya başlamışlardır. Tüm bu işe yaramayan cisimler, roket parçaları, işlevini kaybetmiş yapay uydular, yakıt tankları ve uzay aracı artıkları Dünya’nın çevresinde dolanan bir hurda yığını oluşturmuş ve bu durum uzay kirliliğine yol açmıştır. Uzay kirliliğinin bir an önce önlenebilmesi için uzay araçlarının yörüngelere en az seviyede kirlilik oluşturacak biçimde yerleştirilmesi tavsiye edilmektedir. Ömrü tükenen uyduların ve uzay araçlarının Dünya’ya düşmelerinin sağlanması da belirtilen çözüm yollarından biridir.



KENDİMİZİ DEĞERLENDİRELİM


1)Gezegenlerin arasında hareket eden ve tümüyle gaz durumuna geçmeden atmosfere girerek yeryüzüne ulaşabilen gök cismine ne ad verilir?
A) Meteor B) Galaksi C) Gök taşı D) Takımyıldız

2)I. Işık kaynağı değildir.
II. Küresel şekilde görülür.
III. Belirli bir ömrü yoktur.
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri gezegenleri yıldızlardan ayıran özelliklerdendir?
A)Yalnız I B) I ve II C) II ve III D) I ve III

3) Güneş sistemindeki gezegenlerin Güneş’e yakınlıklarına göre sıralanışı hangi seçenekte doğru bir şekilde verilmiştir?
A) Neptün-Uranüs-Satürn-Jüpiter-Mars-Dünya-Merkür-Venüs
B) Jüpiter-Satürn-Mars-Dünya-Venüs-Uranüs-Merkür-Neptün
C) Dünya-Uranüs-Jüpiter-Neptün-Satürn-Mars-Venüs-Merkür
D) Merkür-Venüs-Dünya-Mars-Jüpiter-Satürn-Uranüs-Neptün

4) Aşağıdaki maddeleri eşleştiriniz.
Güneş sisteminin en büyük gezegeni
Gel git olayı
Üzerinde yaşam olduğu bilinen gezegen
Büyükayı
Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş süresi
Jüpiter
Okyanus ve denizlerin Ay’a yaklaşınca yükselmesi olayı
24 saat
Kuyruklu yıldızlardan kopan parçalar
Dünya
Yedi yıldızın bir araya gelmesiyle oluşan takımyıldızı
Meteor

5) Gezegenlerin sıralanmasıyla ilgili yandaki gibi bir maket hazırlayınız.












 6) Aşağıdaki kavram haritasını doldurunuz.


Kaynaklar:





















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder